Şeker hastalığı sınırı kaçtır? Vücutta bulunan pankreas adlı bez kan şekerini düzenleyen hormonların salgılanmasını sağlamaktadır. Kan şekerini düzenleyen hormon insülindir. İnsülin salgılanamazsa ya da etkisiz kalırsa vücudun ihtiyacı olan ve enerji karşılamakla yükümlü olan şeker hücrelere ulaşamaz. İnsülin kandaki glukozun enerji olarak kullanılmasına ve karaciğerde depolanmasına yardımcı olur.

Sağlıklı bir vücut için besinler ile vücuda alınan enerjinin düzgün bir şekilde kullanılması şarttır. Besinler ile vücuda alınan karbonhidratlar glukoza çevrilerek parçalanır. Ardından parçalanan glukoz kana ulaşır. Bu sayede kanda glukoz seviyesi artar. Hücrelere ulaşan glukoz enerjiye dönüşür. Bu sayede kandaki glukoz seviyesi düşmeye başlar. Şayet bu işlemlerde herhangi bir aksaklık yaşanırsa kanda glukoz birikmeye başlar ve aksaklık şeker hastalığına yol açar.

Sağlıklı bir insanın şeker hastalığına maruz kalmaması için şeker sınırı 70-110 arasında olmalıdır. Şayet bu oran aç karnına yapılan ölçümlerde 126 miligramdan daha fazla ya da 126 miligram çıkmışsa, ya da tokluk kan şekeri 200 miligramı aşmışsa kişiye şeker hasatlığı teşhisi konulur. Açlık kan şekeri oranı 110-126 miligram arasında seyrediyorsa bu durum bozulmuş açlık kan şekeri olarak tanımlanır. Bu oranlarda olan kişilerin de şeker hastalığına yakalanma riski yüksektir. Bu nedenle durum kontrol altına alınmalıdır. Diyabet hastalığı Tip1 ve Tip2 olmak üzere ikiye ayrılır.

Tip1 diyabetin en fazla görüleme zamanı ergenlik dönemidir. Diyabete maruz kalan kişilerin yaklaşık %10-15’i Tip1 diyabettir. Tip1 diyabetin nedeni henüz tam olarak bilinememektedir. Tip1 diyabet hastalarında vücutta insülin üretimi ya hiç yoktur ya da çok az sınırlardadır. Bu nedenle Tip1 diyabet tedavisinde dışarıdan hastaya cilt altından insülin desteği verilir. Ayrıca perhiz ve egzersiz programları ile hastalık kontrol altına alınır.

Tip2 diyabet daha çok yetişkin kişilerde görülür. Vücut insülini salgılar ancak vücut salgılanan insülin vücutta doğru kullanılamaz. 40 yaşını aşmış kişilerde daha fazla görülür. Tıpkı Tip1 diyabetteki gibi henüz sebebi tam olarak bilinememektedir. Tedavisinde egzersiz, perhiz ve antidiyabetik ilaçlar ile birlikte insülin takviyesi şeklinde yapılmaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir